Ana Sayfa arrow Forum
Can\'t open file: \'jos_fb_whoisonline.MYI\' (errno: 145) SQL=INSERT INTO jos_fb_whoisonline (`userid` , `time`, `what`, `task`, `do`, `func`,`link`, `userip`, `user`) \n VALUES (\'0\', \'1223686288\', \'Cvp:Beşiktaş Çarşı anılar\',\'\',\'\',\'view\',\'http://www.besiktasim.com/index.php?option=com_fireboard&catid=4&func=view&id=203&limit=6&limitstart=24&Itemid=63\', \'38.103.63.59\', \'0\')
Beşiktaşım.com Forumları
Welcome, Guest
Please Login or Register.    Lost Password?
Besiktasimiz ile ilgili anılarınız ilginc olaylarınız hatıralarınız
Go to bottom Post Reply Favoured: 5
TOPIC: Cvp:Beşiktaş Çarşı anılar
#95
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  
Çarşı’nın Değerli Başkanı , Kapalı’nın biricik Başkanı Ayhan Güner’le röportaj…











Murat : Öncelikle kendinizi tanıtırmısınız ?





Ayhan G. : Ismim Ayhan ,Beşiktaş tribünlerinde Ankara’lı Ayhan diye bilinir.Ankaralı demelerinin sebebi çocukluğum.14,15 yaşlarına kadar Ankara’da geçti,ondan sonra evden kaçıp maçlara geldim,yirmi yıldır buralardayım,öyle Ankaralı olarak kaldı.1971 doğumluyum,yani 35 yaşındayım,yolun yarısına geldik,inşallah bundan sonraki hayatımızda Beşiktaşla yeşerir,Beşiktaşla bitiririz. Beşiktaşlıyım, ölümüne Beşiktaşlıyım.





Murat : Çarşı Başkanlığına getirilmen nasıl gelişti ?





Ayhan G. : Şimdi bizde Başkan maşkan yok aslında,bizde arkadaş gurubu var.Ne oluyor,dönem dönem birileri kovalıyor,kim kovalarsa o an tribündekiler ona Başkan diye hitap ediyor,bu bayrak yarışı gibidir.Ama illede bir liderlik, Başkanlık gibi birşey aranıyorsa, sarı arkadaşımız var sarı Murat,biz ona Başkan deriz hepimiz ona Başkan deriz,bir optiğimiz vardır yani,efsane Başkan deriz,optik Başkan,aslında bu arkadaşlar hak ediyor Başkanlığı,biz Beşiktaşın askeriyiz,yani ben Beşiktaşın askeriyim.Öyle Başkanlık sistemi ,sekreterlik sistemi ,reislik sistemi kabul etmem . Beşiktaşın askeriyim deyim yani.





Murat : Çarşı Belgium hakkında ne düşünüyorsun,ve tavsiyelerin nelerdir ?





Ayhan G. : Öncelikle bana çok pozitif enerji veriyor yani, heyecanlandırdı beni yani,ordan birileri çıkıp bizler gibi aynı Istanbulda koşturması, Beşiktaş mücadelesine baş koyması ,artık şimdi sınırları aştık,Belçikada sizler çıktınız gurur duyduk ,gururlanıyoruz.Artık Belçika’nında Beşiktaş’ın bir kalesi olduğundan şüphemiz yok. Inşallah sizlerde daha iyi büyüyeceksiniz daha iyi örgütleneceksiniz . Bunu 5 a 10 yıl sonra birdaha sorarsan aradaki farkı,yani nekadar yol katettiğinizi hep birlikte daha iyi görecegiz.





Murat : Eskiyle şimdiyi karşılastırdığında tribündeki fark nedir ?





Ayhan G. : Şimdi eski resimlere bakıyorum,40 a 50 yıl önceki resimlere ,kapalının resimlerine,bütün herkes takım elbiselerle gelmişler,maçlarını seyrediyorlar,çok düzenli bir görüntü var,ama son 20 a 30 yılda çok şey değişti. Birkere taraftar profili değişti,önceden futbol bir halk sporuydu,genelde halktan insanların takip ettiği bir spordu,ama günümüzde medyanın spora büyük el atması ve büyük rant oluşturması futbol seyircilerin profilinide değiştirdi,bugün varlık durumu iyi olan insanlar ,ama futbolun F’sini bilmeyen insanlarda artık futbol maçı seyredebiliyor yani,ama günümüzdeki seyirciye bakarsan Beşiktaş seyircisine, son 20 yıl içinde daha fanatik bir taraftar kitle arttı ,buda normal değişimler yani.Hersey Beşiktaş sevgisi çerçevesinde gelişen fanatikliktir yani Beşiktaşın menfaati doğrultusunda,hiç kimsenin şahsi menfaati doğrultusunda gelişen bir fanatiklik değildir.





Murat : Tribünde gençler çoğaldı,siz bir Başkan olarak bu gençleri nasıl yönlendiriyorsunuz,tribünde veya normal hayatta ?





Ayhan G. : Onlara herzaman şunu diyorum,öncelikle aileniz sonra eğitiminiz ondan sonra Beşiktaş,bu ikisini kaçırırlarsa Beşiktaşada faydaları olmaz. Onun için tribüne koşturmak ,tribüncülük zevkli birşey, eğlenceli birşey ama biranda kendini kaptırırsan bir 10 yıl,15 yıl sonra bir bakarsın ne okul kalmış ne aile kalmış dolayısı ile mutsuz insanlar olur ortaya. Bu ikisini yapsınlar,Beşiktaş herzaman var,ben yokken’de Beşiktaş vardı ,babam yokken’de Beşiktaş vardı,yarın birgün oğlum yok olacak Beşiktaş yine kalacak,yani Beşiktaş herşeyi bir anda yaşıyacağım bir anda bitireceğim diye birşey yok,zamana vurmak lazım.Tribündeki genç kardeşlerimede şöyle diyorum;Beşiktaşın kültürünü ,ahlakını,felsefesini iyi benimsesinler ve Beşiktaş duruşu vardır,bu duruşu iyi kavrasınlar, o duruşu heryerde göstersinler,bizim büyüklüğümüz bundan gelir yani.





Murat : Çarşı’da kaç üye var,veya Çarşı kaç kişidir ?





Ayhan G. : Çarşı 5 a 10 arkadaşla kuruldu,30 a 40 arkadaşla savaş mücadelesi verildi,ve günümüzde sizde biliyorsunuz ki her Beşiktaşlı taraftar kendini Çarşılı olarak görüyor,eğer böyleyse varız bi Onbeş Milyon kişi.





Murat : Nasıl organize oluyorsunuz, maç öncesi ?





Ayhan G. : Hepimiz Beşiktaşta oturduğumuz için ,Beşiktaşta yaşadığımız için,bütün Beşiktaş taraftarı Istanbuldaki , diğer şehirler ve ülkelerden herkes semte geliyorlar.Semte gelincede birebir , ikili ilişkiler dolayısı ile her insanla ,insanlar kaynaşıyor ,fikirleri alınıyor,düşünceleri alınıyor ,onların söylemek istedikleri değerlendiriliyor,güzel sonuçlar cıkıyor ortaya. Toplu halde oturuyoruz,maç saatinde toplu halde birlikte gidiyoruz. Hepsi aynı Beşiktaş ölçüsü, Beşiktaş sevgisi içinde tribünde hepbirlikte bağırıyoruz. Güzel yani,bir problemimiz yok.





Murat : Maç esnasında Çarşı Başkanı olarak tribünde nelere dikkat edersin ?





Ayhan G. : Öncelikle ,küçüklerin büyüklere olan saygısına ,büyüklerinde kücüklere olan sevgisine dikkat ediyoruz. Bizde abi kardeş ilişkisi çok önemli artı her gelen Beşiktaşlıya diğer gelen Beşiktaşlının saygı göstermesine dikkat ediyoruz.Aynı zamanda tribünün içindeki olumsuzluklara dikkat ediyoruz ,örneğin kimsenin malına veya canına birşey olmasın bunlara dikkat ediyoruz,herkesi kendimiz gibi göruyoruz her Beşiktaşlıyı.





Mustafa : Maçlardaki sloganları nasıl hazırlıyorsunuz ?





Ayhan G. : Şimdi maçtan maça biz toplanmıyoruz ,sizde biliyorsunuz ki haftanın hergünü biraradayız , konu konuyu açıyor ,muhabbet yapıyoruz ,günün o zamanın bir şarkısı hit olan bir şarkı , bir anda o şarkının mırıldanmasıyla biri ordan birşey söylüyor ,onun üstüne ordan birisi birşey söylüyor ,aaa… çok güzel oldu diyoruz , tekrar birdaha yapalım diyoruz , bir anda bakıyorsun bir beste ortaya cıkıyor,sonra bu beste deplasman yolunda milletin kulaklarına adapte oluyor ,Inönü’de bir,iki defa tekrarlıyoruz ,dolayısı ile yeni besteler yeni tezahüratlar böyle ortaya cıkıyor . Her bestenin hazırlanışında birkaç kişinin payı vardır , oda birlik ve beraberlik içinde hazırlanan olaydır.





Murat : Çarşı’nın yaptığı tezahüratlar futbolcuları negatif etkilediğini söylüyorlar, bu doğru mu sizce ?





Ayhan G. : Futbolcularda bizi negatif etkiliyor,sen bağırıyorsun,senin bağırman bir dünya rekoru kırmış,rekor kitaplarına girmişsin,senin futbolcu cıkıyor diyor ki; “taraftar baskısı var”.

Hiç birine katılmıyoruz ,onlarda Beşiktaş ruhu yok,Beşiktaş formasının ruhu yok. Şimdi Beşiktaş taraftarı formaya hastadır ,içindekine değildir, o formaya saygı duyarız , hem sen o formanın hakkını veremiyorsan , kusura bakma ,sen ağızınla kuş tutsan Beşiktaş taraftarı sana tepkisini gösterir. Ve sonuçta tepki gösterdigimiz insanların futbolunu beğeniyormusunuz ?

Gidenlere bakın ,hepsi Beşiktaş formasını taşıyamayan insanlar. Biz milyon dollarlara imza atan futbolculardan’da fazla birşey istemiyoruz, koşsunlar,formalarını ıslatsınlar,alın terlerini döksünler,aldıkları parada helal olsun.Taraftara laf atmakla bir topçu hiç biryere gelemez. Taraftara laf atanda Beşiktaş kulübünden içeri giremez .





Murat : Çağdaş Atan olayını kısaca anlatırmısın bize ?





Ayhan G. : Beşiktaş tribününden baktığın zaman ,Beşiktaş formasını taşıyamayacak bir futbolcu yapısına sahip, o formayı giyemez, Beşiktaş formasını bugünkü şekilde oynadığı oyunla temsil edemez yani. Daha iyi mücadele veren ,daha iyi başarılı insanların gelmesini istiyoruz biz . Şimdi Çağdaş gibileri olursa biz on yıl değil ,yirmi yıl daha şampiyon olamayız .O kendi bakış açısını gösteriyor ,ama taraftarın bakış açısıda budur. Iyi bir insan olabilir, düzgün bir insan olabilir, o ayrı şeydir .





Murat : Unutamadığın anını bizimle paylaşmak istermisin ?





Ayhan G. : Ali Sami Yen’de 2 – 0 yenikken , 3 – 2 maçı alıp şampiyon olduğumuz sezonu hiç unutamam. Birde Feyyaz’ın Beşiktaş’tan gönderilmesini hiç bir zaman unutamıyorum.





Murat : Beğendiğin araba hangisi ?





Ayhan G. : NE PARA , NE MANITA , NE DE ARABA , ÇOKTA UMURUMDAMI BU DÜNYA, DUYSUN ALEM BÖYLE AŞKI , BU ALEM’DE KRAL ÇARŞI !!!!!!!! (ALKIŞ… )





Murat : Sevdiğin yemek hangisi ?





Ayhan G. : Sevdiğim yemek peynir ,zeytin . Kahvaltımız bile siyah beyaz bizim, yanındada biraz domates olur o kadar . ( ALKIŞ… )





Murat : Anın çoktur , GS , FB veya herhangi bir olayla ilgili , bizimle birtanesini daha Paylaşırmısın ?





Ayhan G. : Şimdi anılarımız tabiki çok var bizim,hangisini anlatıyım.

Kadıköy’de 4 – 3 lük Fener maçı. Artı stad’a denizden bir vapur dolusu hareket etmemiz , Kadıköy meydanını esir almamız, stad’a gidene kadar her tarafı SIYAH – BEYAZ diye inletmemiz , bağırmamız , gövde gösterimiz , o gün maçın sonucu’da çok güzel oldu , o gün başından sonuna kadar bir tarih yazdık , buda iyi bir anıydı bizim için.





Murat : Çarşı Belgium’e ayırdığın vakit için çok teşekkür ediyorum , son olarak bizim aracılığımızla Çarşı Belgium Üyelerine söylemek istediğin birşey var mı ?





Ayhan G. : Ben şunu söylemek istiyorum , Çarşı Belgium’un oluşumunu başlatan arkadaşlara öncelikle çok teşekkür ediyorum , bu oluşumda bir araya gelen o insanlara çok teşekkür ediyorum. Çarşı Belgium Üyelerindende özelikle isteğim ,merkeziniz belli , internet siteniz belli , bütün üyelerin o internet sitesi adı altında birleşsinler , projelerini sizlerle beraber görüşsünler, sizlere destek olmalarını istiyoruz , Biz Istanbul’dan herzaman Çarşı Belgium’a destek olacağız .Beşiktaşı orda yaymanızı bekliyorum ,her çocuğu Beşiktaşlı yapın , çocukları kandırın ,atkıyla ,formayla ,şekerle Beşiktaşlı yapın. Özelikle Fenerli , Galatasaraylı’ların çocuklarını Beşiktaşlı yapın ,ağaç yaşiken eğilir. Bizim tek isteğimiz Beşiktaşı yaymanız.
 
Report to moderator   Logged Logged  
 
Last Edit: 2008/04/18 16:10 By ibrahimozdincer.
  The administrator has disabled public write access.
#96
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  
1984-1985 sezonunda Fenerbahçe Tesisleri'nde yaşadığınız bir olay var. Biz bu olayı dışarıdan tesislerin basılması olarak biliyoruz. Bugün bu tür olaylara rastlanmıyor. Yirmi yıl öncesinin taraftarıyla, bugünün taraftarı arasında size göre ne tür farklar var? Neler değişti?
Alen Markaryan: O dönemler gerçekten enteresan dönemlerdi. Var olma mücadelesi içindeydik. O zaman yaşanan olaylar, 'en büyük benim' ifadesinin Tarzancasıydı. 1980 yılına kadar Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları, İnönü'nün kapalı tribününe giremediler. Maçı her zaman açık tribünlerden seyrediyorlardı. Bu olay, Beşiktaş taraftarının kapalı tribünü sahiplenmesiydi. 1983 yılında Fenerbahçe Stadı açıldı. 12 Eylül'den sonra, valiliğin emriyle, tribünlerin yarısı bir takıma, yarısı da diğer takımın taraflarına ayrıldı. Hal böyle olunca, şimdiye kadar hiç alışık olmayan taraftar, o tribüne girerken yabancılık çekti. Maç saat ikide başlıyorsa, saat bir gibi 60-70 kişi, polis kordonu altına giriyordu. İçerideki Fenerbahçelilerle işte o zaman kaynaşıyorlardı. Bizde her zaman C kapısı, yani eski açığa yakın olan kapı açılırdı. D kapısının anahtar yerine sakız gibi yapışırdık. Onlar girene kadar bütün tribünler dolardı. 1983'te Fenerbahçe Stadı açılınca, orada da kapalı tribünün olduğu yer, İnönü'deki kapalı ile özdeşleştirilip, bir kapalı tribün savaşı başladı. Ali Sami Yen'de de durum aynıydı. Ayrı kapılarda sekiz dokuz adet Beşiktaş kuyruğu olurdu.
Bahsettiğiniz olay, 1984-1985 sezonunda Kadıköy'de yaşandı. Üç ay önceden planlar yapıldı. Safha, safha Abraham Lincoln gibi her yerde ayrı bir strateji uygulandı. İşi, başarıyla noktaladık. Olayın detayına daha fazla girmeyelim. Ertesi gün, Fenerbahçe tribünlerinden gelip, kutladılar.
1987-1988 döneminde de bir karakol olayı var. Karakol olayında, Hürriyet ve Sabah gazetelerinde enteresan bir fotoğraf yer aldı. Haberde, Fenerbahçeli taraftarların, Beşiktaşlı taraftarları kovaladığı yazıyordu. İşin aslı hiç de öyle değildi. Çünkü olayın bir gecesi, bir de sabahı var. Sabah, biz beş kişi karakolun önünde kaldık. Gece ise yaklaşık 200-300 kişi biz oradayız diye karakola saldırıyorlar, devlet malına zarar veriyorlar. Tabi bizim karakola verdiğimiz ifade; "Devlet malını koruyoruz". Biz oradan yangın anında kullanılan kurtarma araçlarıyla (kazma, kürek, kum vs), can havliyle dışarı çıktık. Fenerbahçeliler bir ara kaçar duruma düştüler ve o sırada flaşlar patlıyor. Gazeteler bizi Fenerliler olarak gösteriyor. Birinin elinde kanca, birinin elinde kazma... O dönemden sonra Beşiktaş taraftarı Kadıköy'e az gelmeye başladı.
Dönüp tekzibi olacak bir hadise de değil.
Alen Markaryan: Örneğin 1990-1991 şampiyonluğunda, Kadıköy'de otuz beş bin Beşiktaşlı vardı, tüm stadı Beşiktaşlılar doldurmuştu. Feyyaz ve Ali'nin golleriyle maçı 2-0 aldık ve statta sadece beş yüz civarında Fenerli vardı, onlar da ilk on beş dakika kaldılar, sonra çıkıp gittiler. Bir düşünün! İnönü'de böyle bir şey olabilir mi? Mümkün değil. Beş yüz kişi stada gireceğiz, sonra bırakıp gideceğiz! İnönü'yü Fenerbahçe'ye bırakacağız ha! Mümkün değil. Arada çok enteresan nüanslar var. O dönemlerden kalan ve numaralı tribün olması konusunda olaya damgasını vuran Hıncal Uluç'un, Adnan Polat'ın kombine bilet sistemiBir gün Fenerliler’i kovalarken
Bir Fener maçı öncesi, sabahlıyoruz. Haber aldık, Fenerliler Maçka Parkı'nda yatıyor. Biz o tarafa doğru hareketlendik. Yukarıdan ineceğiz, Maçka Oteli'nin önünden. Onlar caddeye çıktı, arkalarından biz geliyoruz, klasik 'koşmayın yavaş adım atın' şeklinde. "Koldan çıkmayın" filan deniyor ama herkes birbirini çekiştiriyor. Neyse, kovalamaca başladı. Onlar aşağı gidiyor, biz de peşlerinden koşturuyoruz. Meğerse polis de zulaya yatmış. Bir çıktılar dışarı; Fenerliler önde, biz onların arkasında, polis bizim arkamızda. Birol vardı, Yelken Birol, kalktı İstiklal Marşı'nı okumaya başladı. Herkes duruyor, herkes İstiklal Marşı okuyor. Tam marş bitiyor, polis Allah Allah Allah. Bu sefer biz yeniden başlıyoruz. Komiser geldi, dedi ki; "**** başlarım sizden..." Üçüncü kez söylemeye başladık İstiklal Marşı'nı ama bu kez dinlemediler... Fenerliler ise şimdi Swiss Otel'in olduğu yokuştan inip gitmişlerdi...
Bir de hiç unutamadığım bir Trabzon maçı var. Sokağa çıkma yasağı sırasında, insanlar çamlıkta. Asker, polis aşağıda, çamlığa giremiyor. Herkes çamlıkta yatıyor. Trabzon maçı oynanacak. Aşağıdan "siyah" diye bağırıyorlar, çamlıktan "beyaz". Gece 12'den, sabah 5'e kadar sokağa çıkma yasağı var. Beşiktaş'taki tüm motor iskeleleri, Kabataş'taki kayıklar, Maçka Parkı, numaralının karşısındaki park insan istifi. Saat 5'te bütün jandarma ve polis yetersiz kaldı. Jandarma dizildi yol boyunca. Saat 5'i 1 geçe sokaklar insan kaynıyor. Maçka Parkı'na kadar kuyruk var. Emniyet Müdürü geldi dedi ki, "Bu adamlar evlerinden ne zaman geldi?" Cevap verdiler, "Efendim hepsi burada yattı." Kim götürecek? Binlerce insan var. Şampiyonluk maçıydı çünkü. Trabzon'la 0-0'lık bir maç oldu. Eskişehir'de de şampiyon olduk.
ne yönelik çalışmaları hep bir şeylerin tetikçisi oldu.alen markaryan[/

[URL=http://imageshack.us]
 
Report to moderator   Logged Logged  
 
Last Edit: 2008/04/19 08:54 By ibrahimozdincer.
  The administrator has disabled public write access.
#97
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  
 
Report to moderator   Logged Logged  
  The administrator has disabled public write access.
#98
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  



mageshack.us][/URL]
 
Report to moderator   Logged Logged  
  The administrator has disabled public write access.
#99
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  
 
Report to moderator   Logged Logged  
  The administrator has disabled public write access.
#104
ibrahimozdincer (User)
Expert Boarder
Posts: 103
graph
User Offline Click here to see the profile of this user
Cvp:kapalı tribün onlardan sorulurdu 5 Months, 3 Weeks ago Karma: 0  
samsunspor-Beşiktaş maçı Samsunspor'un cezası nedeniyle maç Ankara'da oynanıyor. maç bitmiş Beşiktaşımız yenilmiş. otobüslere doğru yürüyoruz. yan tarafımızdan Samsunspor taraftarını taşıyan çift katlı bir otobüs geçiyor. Beşiktaşlılar ile Samsunsporlular el kol hareketi yapıyor. otobüs duruyor ve içnden 20-25 kadar samsunsporlu -şirinler grubu- arkadaş ellerinde dönerlerle Beşiktaşlılara saldırıyor. Optik benim bulunduğum yere en fazla 10 metre belinden kemerini çıkarıyor, onu gören kemerini çıkarıyor, yolun karşısındaki Samsunsporlulara koşuyor, tam bu sırada acı bir fren sesi Optik Başkan havada Samsunsporluların elinden döner bıçakları yavaş yavaş yere iniyor, Beşiktaşlılar kemerleri atıyor. Optik Başkan Ankara'da hastaneye kaldırılıyor, herkes öldü diyor Ankara'dan istanbul'a kadar otobüste çıt çıkmıyor, tribünün kafa abileri Optik'in yanından arıyorlar; "Birşeyi yok merak etmeyin, mesajı da var Galatasaray maçında tribünde" o gün anladık sen ölmezmişin, ölmedin ki sen.
(ireland, 25.07.2007 23:45


Yakışıklı holigana! Optik Mehmet'e...

O mu hayata uymadı, hayat mı ona, bilinmez. Belki çok barışıktılar ikisi de, bu hiç bilinmez.
Aykırıydı. Her aykırı gibi dik'ti. Dikine giderdi, hep dikine...
Bir Baba Hindiydi... Yaramaz bir çocuktu, külhaniydi...
Çoğumuz kadar yorgun, hepimiz kadar ayık, herkes kadar uyanıktı...
Kaya gibi sertti, pamuk şekeri kadar yumuşak...
Saygılıydı, efendiydi, kavgacıydı...
Selam verilmeden geçilecek biri değildi...
Ailesi için oğulları Mehmet, tribündekiler için Optik Başkan, yaşıtları için Optik Mehmet, büyükleri için kısaca Optikti...
Hayatla arasında kurduğu dili belki de en iyi tanımlayan, lakabıydı;Optik
Aynaydı... Mercekti... Işığın kırılması, ışığın yansımasıydı...
Son kez öldüğü gece konuşmuştuk, üniversiteden arkadaşımız Hayati Kurtun telefonundan...
içerden çıkalı bir kaç gün olmuştu.Geçmiş olsun demiş, Lig başlamadan bir gece kafayı çekeriz diye sözleşmiştik.
Ertesi günün öğleden sonrasında, Sait Faikin adası Burgazda yatan güzel gülüşlü kardeşim Reha Mağdenin ölümünün birinci yılında mezarı başına gitmek için vapura binerken, Adnanın telefonuna geldi Optikin ölüm haberi.
Öyle olur ya, ilk anda inanamazsınız. Öyle de oldu. Önce şaşkınlık, sonra keder...
''Her ölüm erkendir'' ya, bu da çok erken oldu be Mehmet... Daha çok maça gidecektik. Aşık Mahzuni diyordu ya Kirvem bu yıl bu dağlarda aman/Sensiz yazın tadı mı olur aman/Selamın niye kesildi/Bir selamın adım olur aman...'' Aynen öyle...
Yine de biliyoruz; Ölümle yaşamı ayıran çizgi, siyahla beyazı ayıramaz ki....
Ona, Optik Başkana,Mor külhani, Ece Ayhan'ın ,Bakışsız bir kedi karasıyla selam ederim...
penche.com;dan gracchus; koymuş siteye, sağolsun, ordan aldım... Usul usul okuyun... ''Gelir dalgın bir cambaz/Geç saatlerin denizinden/Üfler lambayı/Uzanır ağladığım yanıma/Danyal yalvaç için/Aşağıda bir kör kadın/Hısım/Sayıklar bir dilde bilmediğim/Göğsünde ağır bir kelebek/içinde kırık çekmeceler/içer içki Üzünç Teyze tavanarasında/işler gergef/insancıl okullardan kovgun/Geçer sokaktan bakışsız bir/Kedi Kara/Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk/Kanatları sığmamış/Bağırır Eskici Dede/Bir korsan gemisi! girmiş körfeze...''

CEM DiZDAR

bi dakka... #2038406 w !?

ridvan akarin son holigan isimli yazisindan...
izliyordum.
Şafak sayıyorlardı.
"Bolu'dan gelmesine 100 gün diye" başlamışlardı.
Bolu'ya ziyaretine gidiyor, haber uçuruyorlardı.
0 sevgiyi, o vefayı ve o coşkuyu okuyor, ben de heyecanlanıyordum.
Optik Başkan ile tanışmaya artık günler kalmıştı.
Tam 2.5 yıl süren ayrılığın son günü gelmişti.
Bu defaki heyecan bir başkaydı.
Optik Başkan'ı nasıl karşılayacaklar, nasıl ağırlayacaklardı!
Çarşı'nın internet sitesi Forza Beşiktaş'ta "projeler üretiliyor", buluşmalar ayarlanıyordu.
Sonunda beklenen gün geldi! Optik Başkan'ı Abbasağa Parkı'nda karşıladılar.
Meşaleler yandı, "son holigan" için "sensiz geçen günlerin..." diye şarkılyar söylendi.
Fotoğraflara baktım. Karşımda yorgun yüzü ve bedeniyle özgürlüğe ve Beşiktaş'a hasret bir adam vardı. Yine tribündeki gibi atkısı boynundaydı. Yine tribünlere o efsanevi "hindi baba hindi" tezahüratını yaptırıyordu.
izledim ve Beşiktaş'ı ve Beşiktaşlılığı bir kez daha sevdim.
Sonra sabah oldu ve gazetelerde tek sütunda öldüğünü öğrendim.
Esrik düşleri ve zahiri mutluluğuna kalbi yetmemişti.
Buluşma gerçekleşmemiş, o Beşiktaş ile Çarşı onunla buluşamamıştı.
Eksik kalmıştı.
Mehmet Işıklar 38 yaşındaydı.
Timur Soykan Radikal'daki yazısında Beşiktaş'ın ilk maçına gittiği o 8 yaşında bile takımı kaybettiği için ağladığını yazdı.
Kaan Ark kardeşim benden 8 dönem önce Kabataş'tan sınıf arkadaşıydı. Kariyer, meslek ve gelecek sevdası yerine Beşiktaş(k)'ını yaşayan arkadaşının deplasmanlarda nasıl okulu "kırdığını" yazdı.
Onun hayatla derdi vardı. Özgür ve asi bir dünyanın insanıydı. Tribünlerde eşit ve sınıfsızlaşan bir dünyanın stadın dışına yansımasını istemişti.
Murat Dedeoğlu kardeşim onu ve Beşiktaş'ını şöyle anlatmıştı:
"Senin için korktu! Geride duramadı! Çünkü sana vereceklerine sınır bile koymamıştı.
Sen giderken, onun da özgürlüğünü götürdün beraber gittiğiniz yere...
Artık sen onunla bir'din. Başkaları kendiyle bir'ken.
Ama o Birlikten cinnet doğmadı aranızda.
Çünkü senin yoluna esir olmuştu, yanına yoldaştı.
Sen sıcak yuvanda dinlenirken, o , sağanak yağmurun altında yorgun kalakalmıştı.
Senin yıllarının izlerini, renklerinin sadeliğini taşıyan kaşkolü hâlâ boynundaydı.
Akaretlerdeydi o tabela. Kapısında 3 basamak, içerisi buz.
Senin için orada üşümeye devam ediyordu.
Orada cebindeki tüm parayı çıkarıp tanımadığı küçük çocuklara veriyordu da seni daha çok kişiye izlettirme hevesinden.
Sen bunlardan bihaberken, her yeni gün yepyeni hesapların içerisine düşmüştü.
Son hesabı, buluşma gününüzdü. 1 Ağustos 2007'i hayal ederek yaşıyordu.
Sen buluşmanıza gelecektin, ama onun bu kez mazereti var!
Şimdi sen buna inanamayabilirsin, belki de ağlayabilirsin.
Ama ne olur başkalarına duyurma.
Sadece gururuna sarıl ve yaşa.
Çünkü o , sessizce gelip sessizce gitmelerin insanı.
Ama "Ben burdayım, senin için burdayım!" dediğini çok uzaklardan duymuşsundur.
Doğru, belki de bu 5 kelime salladı Beşiktaş'ı bugün. Ki ne depremler salladı da bu derece yıkıcı olmadı."
Ömür Hıncal kardeşim onun uğur olsun diye maçlarda ardı ardına yaktığı sigaraların dumanının nasıl kalbinden çıktığını yazdı.
Hırçın tribün kavgalarının Beşiktaş militanı, evsiz sokak köpeklerinin hamisi oluveriyordu.
Onun sevdası üç hece sekiz harften sadece Beşiktaş'tan ibaretti.
Çarşı'da bir Fenerbahçe maçı öncesi yanımdaki "ünlü GS'li gazeteciye" bir Beşiktaşlı şöyle seslenmişti:
"Beşiktaş bir dindir."
O bu dinin imanlı bir müminiydi.
Tribün sevdalıları bu Beşiktaş sevdalısını "çok sevdi be!"
içlerinden biri "bu sene en iyi transferleri cennet yaptı" diye yazdı.
Önce Alper, Sonra Barış (Akarsu)

Ve Optik Başkan gitmişti...
Oysa Optik Başkan döneminden itibaren Çarşı'nın kendisiyle dalga geçtiği bir şarkısı vardı.

"Kıyamet kopar, çöker karanlık,
Allah bizi affetmez, çok günah aldık,
Sevenler ayrılmaz, bir plan yaptık,
Tüm Çarşı cehennemden kombine aldık."

Sevenleri Optik Başkan'dan ayrıldı ama "plan" hala baki.
Nereden katılırsa katılsın, Optik Başkan inönü'de olacak...
Çünkü cebinde sevda, vefa ve dostluktan örülü Çarşı kombinesi var...
 
Report to moderator   Logged Logged  
  The administrator has disabled public write access.
Go to top Post Reply
Powered by FireBoardget the latest posts directly to your desktop