[img size=150][/img]

[img size=150][/img]
[I/8569/savaaec8.png[/IMG]

hüriiyet-kokarca cavit-inci baba-eko-cüce ayhan-soner ve bağlarbaşılı uğur kafalarda sene 1991 galatasaray maçı akşamı.MG]http://img122.imageshack.us/img122
Umut Tutun22-02-2007, 11:25
Serdo Yeşil22-02-2007, 11:43
Özellikle ayrı bir konu başlığı açtım,ayrı bir sayfa olsun diye,kırgınlıkları iç çekişmeleri bir kenarda bırakan Beyaz üstü Siyah yazılı bir sayfa.
Beşiktaş Kapalısı hep efsane olmuştur dillerde sadece 1.ligdeki rakipler değil 2 ve 3.liglerde ve hatta amatör kümelerde bile öykünülürdü Beşiktaş Kapalısına.1978 lerde 1979 larda falan zaman zaman fener maçlarına giderdim hani M.Ekşi ve Şabanın gol attığı ve 1-0 iki sene üstüste kazandığımız fener maçları,sonra bana yakın Zonguldak Bolu ve Ankara deplsamanlarına gittim,bir keresinde Trabzona gittim.
Ama işe tam teşekküllü olarak 1982 yılında ve askerliğin ardından 1984 de başladım.Hala Aldırma Kartalın devam ettiği Gündoğdunun söylendiği tribünler ne hoştu,derbilerde yine işin hakimi bizdik,kapalı yavaş yavaş değil hızla efsaneleşiyordu artık.Aksarayda Selçuk Cinerin restaurantında başlayan maçlarda ,maç öncelerinde sabahlamalrda Beşiktaşın çocuklarıyla buluşup birlikte hareket eden bir güç vardı artık,M.Köylü Mustafa,Veysel,Mehmet,Kurtuluşlu Karga Mustafa,Bağlarbaşılı Uğur,Ali Rıza,Mlatepeli Yılmaz,Küçükyalı Aslan sonra Sedat,Sudaiye Hakan,Batur Hilmi Engin,Beşiktaşta Cavit,Ayhan,Optik,Cem Selim,Özden Cüneyt,Soner,Deve Erol Küçük Erol,Hürriyet, Sarı, Mardinli Veysel,Ercü,Çene Ergün,Kabataş Hakan,Yumurtakafa Yılmaz,Bayrampaşadan Şenol,Leventten Şenol,yayladan Mostra Kemal,Üsküdardan Kasap Yılmaz,Kadıköyden motorcu Haluk,Göztepeden Erdal çığ gibi büyüyyen her maçta bir araya gelen,bir arada sabahlayan,bir arada deplasmana giden,basket maçlarına giden,saydığım semtlerden arkadaşlarını sürece katan bir Kapalı efsanesi doğuyordu,tabiiki işin merkezi Beşiktaştı Çarşıydı.
Ardından sürece en heyecanlı döneminde Cengiz katıldı,feriköyden Ebeş Erol,çağlayanlı Hakan, şişlili Uğur,ersin Boncuk katıldı,siyavuşlu Erdal ve çevresi Erhan lar birlikte katıldı.Eyüp Nişantaşı Şişli Ferköy Karagümrük te efsaneye güç veriyordu.Denyu Yılmaz ,Ankaralı Ayhan da sürece güç verenler kervanına katıldı
Artık herkesin saygı duyduğu,sevmeyenlerin önünü iliklediği bir efsane vardı Beşiktaş Kapalısı ve dolayısıyla Çarşı.
İlk kez bir taraftar topluluğu tvlerde boy gösteriyordu,basın toplantıları düzenliyor,spor proğramlarına katılıyordu,bu çığ büyüdü yine ilk kez bir taraftar grubu dergi çıkardı artık bu ihtiyaçtı,dernekleşmeler başladı.Genç Beşiktaşlılar Derneği gibi ve 2000lerin ilk başında 1903 Beşiktaş Derneğigibi.
Bu arada unuttum Rahmetli olan Serkan,Spastik Erol unda tribüne emekleri çoktur.Yine rahmetli Beylerbeyili Sarı Süleyman hepsi tribüne emek vermiştir.
Neticede gecenin gündüze katıldığı kendi imkanlarıyla deplsamnalara giden,Maltepeden Suadiyeden Bağlarbaşından Beşiktaştan deplasmanlara otobüs kaldıran bir aşk topluluğu verdiği mücadele ile toprağa verdiği canları ile Beşiktaşın efsanesi Çarşıyı kalplere yazdı.
Emek verenler sağolsun,ebediyete intikal edenlerin ruhu şad olsun,Beşiktaş ve Çarşı hep var olsun
Öneclikle Beşiktaşımzla yaşadıgın tarihini bizlerle paylaştıgın ve bizlerin okurken yaşamış gibi hissedip yaşananları düşledigimiz bir ortama dogru götürdügünüz için teşekkür ederiz
Özer agbi dün size özel mesaj attım okudunuzmu bilmiyorum mesajımın konusu İçerenköye annenizi ziyarete gelmişsiniz bizde içerenköyde oturuyoruz birdahaki gelişinizde sıcak bir sohbet bogazlardan aşşagıya inen hoş bir içeçek içeriz sizlerin anılarını sizlerde yaşatırız
Özer Özçetin22-02-2007, 18:15
edit....
--------------------------------------------------------------------------------
Özgür Öge22-02-2007, 23:35
Anıların devamını bekliyoruz Özer abi.Yalnız ekleyeceğim birşey var Samsun maçı Stankoviç ile şampiyon olduğumuz senenin 2.devresi idi.O maça kadar yenilmemiştik ama bildiğim kadarıyla 55 maçlık seri de yoktu.O maçla takım biraz paniklemiş,ertesi hafta İnönü'de Altay ile 3-3 berabere kalıp sonra Denizli'ye de 2-0 mağlup olmuştuk.Sonraki haftalarda seri galibiyetlere başlayıp mutlusona ulaşmıştık.Ali'nin kafa golü düşündükçe hala gözümün önüne gelir.Kalede Adem-Zafer ikilisinden biri vardı soldan bir orta geldi ön direkte Ali güzel bir vuruşla topu bizim filelere göndermişti.Doğruluk payı varmıdır bilmem ama bir söylentiye göre Gordon Teknik direktörümüz olduğunda,eski yıllara ait video bantlarını izlerken Ali'nin bu golü ilgisini çekmiş,genç takımda forvet mevkisinde oynadığınıda öğrenince Ali'ye forvette şans vermiş.
--------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------
Ahmet Özdemir24-02-2007, 13:36
çocuk sayılırdım o konya beşiktaş maçında sevdiğim renk ilk kez geliyordu konya ya ve ben malum izin alamadığım için evden kaçtım.
hanği takımın tarafında olmam gerektiği konusunda tereddütler yaşarken konya taraftarının nalçacılarından hayvan muratla levis hüseyin beni yanlarına çağırdılar.
mehmet abinin yanına gitde beşiktaşlılar geliyor dikkatli olmalı, peki abim deyip mehmet abiyle protokol tribününden bayrak ve birkaç filamayla saha ortasından şimdiki nalçacılar'ın olduğu yere gidip bayrakları ve pankartları astık, geldiler.
ama ne geliş o zamanlar taraftarın birbirine küfür etmekten başka hiçbir tezahuratın olmadığı konya da Beşiktaş taraftarı tribüne yerleşir yerleşmez ilk golü atmıştı.
"Müjdeee, müjdeee size, Beşiktaştan Müjde size, Zarif, Sağlam, esnek ko..., rahat ko..., müjdeee."
inanamamıştım olamazdı benim sevdiğim takımın taraftarı bana bunu yapamazdı, yapmamalıydı..! büyük acıydı!
ve inanın maçı hiç seyredemedim, tribünde bağıramadım, sadece susup gözyaşlarımı görmesinler diye kendimi saklandım, eve gidince yediğim dayak ta cabası..
şimdi bakıyorum izliyorum, yüzümde hafif bir gülümsemeyle..
olsundu be, güzeldi be
acısı bile bu kadar güzel olanın..
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz26-02-2007, 21:13
1979-1980, İstanbul'da Trabzon'a 1-0 yenilmişiz. Yaşım henüz 10-11 çıkışta protesto ediyoruz "En büyük taraftar, futbolcular sahtekar" sonra Toplum polisinden (Çevikkuvvet) ilk jop darbesini yiyorum.
Ağbilerimiz, Taksim'e Maksim gazinosunun yanındaki otele gidiyor ve bizde peşlerine takılıyoruz. Otelin penceresinde Nejdet ve birkaç futbolcu beliriyor. Protesto hat safhada bütün gücümüzle tepkimizi gösterip Beşiktaş'a geri dönüyoruz.
Ertesi gün, Şeref stadına gidip aynı şekilde kızgınlığımızı ifade ediyoruz, futbolcuların başı eğik, utangaç bir şekilde antranmana devam ediyorlar.
Belki çocukça yada amatörce yada çok duygusal bir tepki şekliydi fakat Sinanpaşa İlkokulunda fb ve gs lilerle uğraştığımız yetmezmiş gibi birde trabzon lularla uğraşmamız gerekiyordu.
Bu gün gelinen nokta sürekli geçmişi aratır durumda...
Çoğu insan ne istediğini bilmiyor yada ifade edemiyor...
Kafalar karışık...
Yönetenler tüketim toplumu istiyor, popüler herşeyin tüketilmesi mübah, kar kutsaldır.
Neyin Endüstrisi, biz farkına varmadan sanayii toplumu mu olduk yoksa...
Tam da azgelişmiş ülkeler ile 3. dünya ülkeleri arasına sıkıştırılmışken !!!
Endüstriyel futbol !!! anlayışı, sadece destek istiyor. Tepkiden korkuyorlar, tepkimizden korkuyorlar.
Başarısızlık=Tepki, doğal olan budur.
Kapalıyı sosyete mekanı yapma arzusu, colaturka ve diğerleri ile yapılan anlaşmalar ve futbolculara ödenen onlarca milyon dolar.
Başarını kaynağı para değil, trübünde boğazı yırtılana kadar bağıran taraftarın sıcaklığını hisseden, sahadaki oyuncunun yüreğidir.
İnadına 3 korner, 1 penaltı...
İnadına BEŞİKTAŞ
--------------------------------------------------------------------------------
Özer Özçetin27-02-2007, 20:35
edit.....
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz27-02-2007, 21:46
İngilizcem kuvvetli olmadığı için bazen yazılarım nereye gidiyor bende bilmiyorum.
Beşiktaş'ımızın uğruna yapılanların hepsi mübahmış gibi görünsede, belli değer yargılarının ve geleneksel kültürel davranışların hayatımıza yön verdiği gerçekliğinden kaçamayız.
Beşiktaş'ımız, semtimiz ve onurumuz uğruna yaşadığımız onca zorlukları, bizden sonra gelen bazı arakadaşlar yanlış anlıyor gibi...
Semtimize gelen misafir Beşiktaş'lı arkadaşlar, çok normalmiş gibi önlerine gelene dikiliyor ve racon kesiyor, bu oluşumda saygı duyulması gereken unsurlara dahi dikilmeyi marifet sayıyor. Belki bilerek değil fakat içindeki asi ruhu ifade etmenin bir parçası olarak görüyor.
Genç arkadaşların içindeki o müthiş enerjiyi, bende yüreğimde hissediyorum ancak yaşanılması gereken onca güzellikler ve paylaşılması gereken onca değerler varken, kısa yoldan meşhur olma cesareti ile kendini bitirme sevdası niye ???
Bizler, onurumuza, geleceğimize ve Beşiktaş'ımıza sahip çıkma uğruna bedeller verdik; hiç birimizin aklında meşhur olma sevdası yoktu, aklımızda tek bir şey vardı;
Sade ve sadece BEŞİKTAŞ
Kapalının mücadelesi, 10 yıl değil 25 yıldır veriliyor. Belki bazı arkadaşlar o tarihte hayatta yoktu ve o mücadeleyi veren bir çok arkadaş da şu anda aramızda yoktur.
Lütfen biraz saygı...
Lütfen samimi sevgi...
--------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz28-02-2007, 17:19
1982'li yıllarda kapalıda yer kavgaları hat safhaya ulaşmıştı. O zamanlar kapalı, eski açık, yeni açık ve numaralıda müsabaka yapan iki takımın taraftarıda yerini alırdı. Sadece kapalıdaki o akustik hava stadın geneline hakim olur ve bütün tribünler bu sese uyum sağlardı.
Kapalının, stadın geneline hakim olan o akustik yapısı nedeniyle tüm taraftarlar burada yoğunlaşırdı, taraftarlar takımlarına destek vermek için yer kavgasına başlayınca beraberinde sabahlamaları da getirdi.
Bizler o dönemlerde doğru dürüst para bulamadığımızdan stada girmek için ya satıcı gibi erkenden girerdik yada kaçak girmenin yollarını arardık ve yönetimlerde bize sahip çıkmadığından çoğu zaman sabahladığımız halde bazen maçada giremezdik.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen hiçbir zaman büyüklerimize saygısızlıkta bulunmadık, bizden küçük olanlarıda zarar görürler diye sabahlamalarına izin vermiyorduk. Bu tavır, tutulan takıma sahip çıkmanın yanısıra semtine ve semtindeki insanlara da sahip çıkmanın vazgeçilemez yapı taşlarındandır.
Sarı Murat,Küçük Erol ve Yavuz (Tekdiş) bize bunun için sürekli sitem eder hatta bizi gizlice takip etmenin yollarını ararlardı fakat biz yine de izin vermezdi.
1985-1986 sezonunda yine sabahlamak üzere toplanmışız, motor iskelesinin önündeki üst geçidin altındayız. fb'liler sabahlayamadıklarından arabayla üstten monotof atıp kaçmışlardı koştuk fakat yakalayamamıştık.
Sabaha doğru, Yıldız yokuşundan Yenimahalleye oradan aşağı ıhlamurkuyu dan Kerem sinemasının önünden Şair Nedim Caddesine çıktık. Birden karşımıza ekip çıktı ve bizi dağıtmak için müdahale etmeye çalıştı, ortalık toz duman ve ekip çekilmek zorunda kaldı, bizde Caddeyi takip ederek Yüzme İhtisa Klübünün (Swis otelin altı) altındaki ağaçlığa çıktık.
Sayım yaptık ve Cüce Ayhan ortada yok, geri dönerek baktığımızda İzmit'den gelen bir taraftar vardı yaklaşık 130 kg. sete çıkamamış ve Ayhan'dan yardım istemiş, Ayhan'da yardım edeyim derken koyun postu gibi adamın altında kalmıştı. Bizim için komik bir olaydı fakat Ayhan'ın Beşiktaş'lı taraftara yardımcı oolması takdire şayandı. Şu an ise, tantanacılar stadın çevresinde taraftarı çarpmak için fırsat kolluyor ve insanları teşkilata getirmeye çalışıyor, müdahale olunca hemen Çarşı ismini kullanıyorlar.
Bunlar için Çarşı mutlaka önlem almak zorundadır, taraftara sahip çıkmak boynunun borcudur.
gs, a.gö.ü'nü 8-0 yenmişti ve şampiyonluğu kucaklamıştı.
Yaklaşık 20 arkadaş Maçka'dan ilerlemeye başladık, Spor Serginin önünde polis korumasında yaklaşık 1500 gs'li şampiyonluk turu atıyor. Beklendiği üzere çatışma başladı Orduevi'ne kadar kovalarken yerde esmer bir çocuk ağlıyor, bizimkilerde indirmek üzere önlerine set oldum, bu çocuk bizimle deplasmanlara gelen Beşiktaş'lı sandığımız salak çıktı.... :)) Yinede müdahale ederek çocuğu darbelerden koruyup kaldırdık ve o çocuğu bir daha bizim maçlarda göremedim.
Maçka otelinin önüne geldiğimizde bir araç gs bayrağı ile tur atıyor, herkes elindekini savuruyor bende elimdeki parke taşını atarken birden neye uğradığımı şaşırdım, adeta kafamı duvara çarpmıştım !!! "Yolun ortasında direk yoktu bu nerden çıktı" diye bağıra bağıra geri çekiliyorum. Ayhan yanıma koşarak bana yardımcı olmaya çalışıp özür diliyor. Meğer oda araca parke taşı atmaya çalışmış tutturamayarak yanlışlıkla benim kafama o koca taşı indirmişti.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz20-03-2007, 17:59
gs maçına sabahlayacağız, Mabet tadilat da olduğu için maç Kadıköy'de oynayacak, gece saat 11:30'da Karaköy'den kalkan son vapura yürüyerek yetişmeye çalışacağız.
Neyseki son vapura yetiştik, parası olan jeton almaya başlamıştı ki bir anda başta galugulu yılmaz elinde zincirle ve diğer gs'liler saldırmaya başladı. Hemen toparlandık ve karşı saldırıya geçtik, ani baskın beklemiyorduk fakat her an tetikte olma gereği ile şartlanmış ve saldırıyı karşı saldırıyla cevaplamıştık. Perşembe Pazarı ve Bankalar Caddesine kadar önümüze ne gelirse süpürdük, sonuçta kovalamanın verdiği müthiş bir huzurla vapurumuza bindik. (Jetonsuz)
Sabaha kadar Kalamış tarafında sabahladık, saat 5:00 civarı stada gitme kararı aldık ve başladık yürümeye, bir tane bile gs'li yoktu fakat yaklaşık 200 kadar polis önümüzü kesti ve bize müdahaleye kalkıştı.
Aynı inançla bizde karşılık verince neye uğradıklarını şaşırmışlardı, bazıları kaçamamış apartman aralarına saklanmaya çalışıyor bazılarıda kapılara vurup bağırıyordu. Bazı arkadaşlar ellerindeki sopaları atmaya başladı (hata) uyardık fakat dinletemedik ve geri çekilerek Kalamış parkına döndük. Bizi burada çevirdiler ve arama yapacaklarını söylediler bizde sırtımızı denize vererek malzemeleri suya bıraktık.
Polis kortejinde stada götürüldüğümüzde yeni gelen taraftarlar, akşamki olayları duymuş olacaklar ki bizi alkışlarla karşıladılar.
O kadar sene tüm maçlara sabahladık fakat gs'lilerle bir kez karşı karşıya geldik, bizim maçlara sabahlamıyorlardı, oda onlara ders oldu.
Kızıltoprak olaylarını da anlatıcam.....
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
İstanbul
Bin bir direkli Haliç’inde akşamlar
Adalarında bahar Süleymaniye’nde güneş
Hey sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri
İstanbul
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
İstanbul
Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin, gelsin İstanbul
Sen bize layıksın bizde sana İstanbul
İstanbul
Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul
Bekle bizi İstanbul
----
--------------------------------------------------------------------------------
Muhittin Saban20-03-2007, 20:08
Kadıköy'de ki üstsüz maraton ve oynanan fener maçlarının tadı benim de damağımda kaldı. Gece sokağa çıkma yasağı Kadıköy iskelesine yanaşan son vapur ve beşiktaş diye inleyen meydan. Polisin bizleri otobüs duraklarından dışarı çıkarmamaları, kayaların üzerinde işkembeciden alınan şarap niyetine sirke şişeleri:-)) hafif çakır olunca da durak üstlerinde sızmalar.
Ve birden saat gece 02:00 bir hareketlenme "hadi stada gidiyoruzz" hurra ara sokaklardan stada doğru sessiz bir yürüyüş(polisin haberi yok tabi bu toplu yürüyüşten) "O ne?" ara sokaklarda ki apartmanlardan kalabalığın üzerine atılan taşlar ve saksılar..! Ama yine yola devam. Otopark kenarlarından sökülen zincirler ellerde sopalar(bence de hata idi ama ne yapalım savunma adına) kaldırım taşları.. Sessiz 20 dakikalık toplu yürüyüşten sonra tam tren üst geçitten geçerken polis arabalarının ana caddeden bizim önümüzü kesmesi..! Elde ne varsa(taş, sopa, zincir) doğru hepsi tren yoluna..
Neyse tekrar geri gönderiliş iskeleye ve sabah Kadıköy de stad da muhteşem bir kuşatma sonuçta meydan savaşı arada polisler kalır kaçmaya çalışırlar ve zafer...Ama ne yalan söyleyeyim bıçak şimdiki gibi moda bir saldırma aleti değildi. O zamanlar sadece savunma adına bir şeyler taşınırdı üstlerde.
Ehh o kadar aktif bir geceden güneşin sabah ile buluştuğu günün ilerleyen saatlerinde bir de müthiş bir tezahürat... Öyle zordur ki güneş tepeden vururken ayakta kalabilmek, bağırabilmek. Sonuçta maç 1-1 biter bizim Ncdet penaltıdan gol atar ve kupa maçı berabere biter. (Erdoğan Arıca'nın da o zamanlar sağ bek iken taç atarken şortunu indirerek edep yerini göstermesi de cabası!) Şimdilerin beyefendisi olmuş haspamm.!
--------------------------------------------------------------------------------
Muhittin Saban21-03-2007, 16:18
Özer abi,
Sana çok ilginç bir konu hakkında soru sormak istiyorum. Abi,Hatırladığın kadarıyla ve bilgin varsa bizlerle burada paylaşırsan sevinirim. Bu soracağım sorunun konusu bir çok genç arkadaşın tuhafına gidebilir.
Hatırlıyormusun abi, sanırım Eskişehir'de hükmen galip sayıldığımız ve onların küme düşmesi bizim şampiyonluğumuz ile biten seneden ya 1 sonra ya da 2 sonraki sene kapalı tribünde ilginç bir gelişme yaşanmıştı. yanlış hatırlamıyorsam kapalının kafa adamlarından Bora isimli biri(ben o zaman daha küçüktüm size oranla) Galatasaray tribünlerine yani Gs taraftarlığına transfer olmuştu! hatta hemen sonra da İnönüdeki bir Beşiktaş- Gs derbisinde onların yanında tezahürat yapmıştı. hadi burada bizim yapacak bir şeyimiz yoktu ama Gs'lilerin midesi nasıl kaldırmıştı onu anlayamamıştık. Yanyana paylaşılan kapalı da bayağı da makara oluyordu onun transfer olması ile ilgili yapılan atışmalarda.
.
yumurtakafa yılmaz18-04-2007, 11:56
Kadıköy'de fb maçına sabahlayacağız, gece tenteli bir kamyon ile karşıya geçeceğiz. Toplam mevcudumuz 34 kişi civarında, karşıya geçtik, yine Göztepe'de tren yolu üzerinde raylarda bekliyoruz. (Tam olarak neresi bizde bilmiyoruz)
Sabaha doğru, Kalamış'a doğru ilerlemeye başladık ve köşeyi döndüğümüzde bir gözcü farkettik. Aşağıda ise yaklaşık 400-500 fbli var, sol tarafta hürriyet elindeki emaneti yere sürerek etrafa kıvılcımlar saçıyor.
Sokak lambaları sönük durumdaydı, biz aşağı inene kadar lamabalar yandı, bizde bir an şaşkınlığa sebep oldu.
Neyse kavga başladı, vur vur adamlar bitmiyor, geri çekilmek zorunda kaldık bu esnada ekiplere yakalandık. (Benimle birlikte bir kaç kişi)
Kızıltoprak Karakolunda ufak bir fasıldan sonra kimlik tespiti yapıldı ve rezalethaneyi boyladık.
İfade vermek için ara koridora çıktığımızda, Bayrampaşalı Şenol, Bağlarbaşılı Uğur ve bir kaç kişi daha köprü üzerinde fblilerle kapışıyor. Hemen fırladık joplarla geri püskürtüldük, yardım edememenin azabını yaşıyorduk. Bizimkiler binlerce fb liye karşı daha fazla dayanamadı ve Karakola sığınmak zorunda kaldı, fbliler Karakolun camlarını taşlamaya başladı bu esnada bizimkiler Karakol girişindeki yangın mızrakları ve kazmaları alıp karşı saldırıya geçti, içerdeki mutluluğumuzu ifade etmek mümkün değil, yaklaşık 150 metre kovaladılar. Bazılarıda kurtulmak için kendisini kurbağalı dereye atmıştı.
Polisler, yaklaşık 30-40 fbliyi getirip rezalete attı fakat yer dar olduğu için sığmadılar, bizi çağırıp kapıya omuz atmamızı söylediler, içerden sesler geliyor tabii yer ufak zor bela sığdırdık.
Hastaneden haberler gelmeye başlayınca biraz üzüldük. Akşam ki kavga sonucunda, 80 fbli hastaneye kaldırılmış bizden de 7 kişi yara almıştı.Öğleye doğru fblileri paketleyip gönderdiler bizide maç sonuna kadar misafir edip bıraktılar.
Sonuçmu???
Vesilonoviç, (Ganyan Veysel) maçtan evvel avucunu açarak 5 işaretini göstermişti nitekim BEŞİKTAŞ'lı futbolcular onu kırmadı.
--------------------------------------------------------------------------------
Özer Özçetin18-04-2007, 12:26
Saldır Yılmaz saldır,tanısınlar bu tribüne emek verenleri,Uğuru Şenolu tanısınlar,Yumurtafaka Yılmazı tanısınlar,geçmişini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz,Zaten bugün yaşadığımız sıkıntı da budur.Karakola ilk giren fırıncının oğlu Turandı,esmer Turan hatırladınmı.
--------------------------------------------------------------------------------
Özer Özçetin18-04-2007, 12:37
İnönüde bir fener maçına yatmıştık,köprünün altındaki parktayız,fenerliler arabalarla geçip istihbarat yapıyor.Bizde o zaman araba falan nerde.Selçuk Cinerin oradan 4-5 tane dolmuş taksiye binip gece semte iniyoruz.Saat 2 civarı falan acıktık,Optik,Mostra ve ben önce kokoreç aldık,biralama falan ardından köprünün altına doğru gitik,baktık ortalık ekip kaynıyor,fenerliler sabahlamaya gelemeyip,polise haber vermişler,ekipler bizim çocukları dağıtıyor,direneni arabaya almaya çalışıyor,gittik sabahçı kahvesinde bekledik,fenerliler maç saatine yakın geldiler,10 dakika kala.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz18-04-2007, 14:09
Yine fb maçı yer Ali Samiyen. Sabah doğru Mecidiyeköy'deki eski otobüs durağının altında beklemeye başladık. Rahmetli KOKO (Cavit) arabayla gelerek bize müjdeli haberi verdi. "fb liler Zincirlikuyu tarafından geliyor koşun" Yayından fırlamış ok gibi fırladık, stadın önünde kapışmaya başladık muzo'nun burnu kırılmış ve kanlar içinde kalmıştı. Ekiplerde kavganın arasında kalmış ve ne yapacağını şaşırmıştı derken fb li bir çocuk Polisin elinden jopu alıp aramıza dalıp uzaklaştı.
Biz de zincirden boşanırcasına saldırdık ve Profilo'nun aşağısına kadar kimi yakaladıysak tepeledik. fb liler için durum içler acısıydı, kapılar açıldıktan sonra aramıza dalan çocuk yanımıza geldi ve bizimle konuşmak istedi Çene çocuğu tokatladı ve kovdu.
fb yi yine 4 golle uğurladık.
Aramıza dalan fb li çocuk daha sonra öğrendiğimize göre, başka kanala geçerek Okmeydanı civarında öldürülmüştü.
Bu da ayrı bir hüzün...
Eski düşmanda olsa, bu cesaretli insanı anmadan geçmek doğru olmaz...
--------------------------------------------------------------------------------
Özer Özçetin18-04-2007, 22:20
Bir de bizim meşhur basket yakalanması vardır,fener maçı öncesi çok büyük bir ekip yakalanmıştı gece,en teşkilatlı topluluktu gelmiş geçmiş,her yönünden sağlamdı,emaneti vs. si.Gazeteler boy boy yayınlamıştı,Çene en başta çıkmştı basında.Bu işlerin bir de tedarik ikmal bölümü vardı,karakolları ziyaret iaşe gibi ekleride.Küçükyalı Aslan birlikte,akşama kadar kovalamıştık.
Ardından fransız tv ler geldi,A.samiyende gs maçı var,basket maçı fotosu ellerinde ,holiganlar nerede diye soruyorlar,Çene ile Kabataş aynımda,bakın dedim,o fotodaki başkumandan burada,işte Çene...
Şaşırdılar röportajlar,foto çekmeler ,illaki fransa da biryerlerde yayınlanmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz19-04-2007, 09:59
Spor Sergi'de fb ile basket maçımız var, gece Maçka Parkının üzerinde sabahlamaya başladık. Gece çok soğuk ve yerler karlıydı, ateş yaktık fakat nafile soğuk iliklerimize işliyor.
Hürriyet poşusunu başına sarmış karda yatarak şov yapıyor, hepimiz bu duruma gülüyoruz.
Bu maç aynı zamanda Bağlarbaşılı Uğur'a yapılan kalleş saldırınında cevabı niteliğindeydi.
Fakat bazı arkadaşlar, soğuktan dolayı, çaya çorbaya gidiyorum bahanesi ile gece kaçmaya başladı. Kalanlar ise aklımda kaldığı kadarıyla, Bango Veysel, Bayrampaşalı Şenol, Mostra Kemal, Güneşin Oğlu, Şeytan Yılmaz, Suadiyeli Hakan, Asabi Sedat, Karga Mustafa, KOKO ile birlikte yanlarında semtlerden arkadaşlar ve birde tam kadro biz vardık.
Sabaha doğru Açıkhava Tiyatrosunun altında fb liler göründü, bizde maratona başladık. fb lileri Divan Otelinin önüne kadar kovaladık, buradaki köprünün üzerinden bizi taşladılar, tekrar yüklendik ve müthiş bir av başladı.
Taksim'de bizden başka kimse kalmadı, Etap otelinin yanı, Gümüşsuyu, Beyoğlu, Elmadağ ve Cihangir komple temizlenmişti.
Spor Sergiye geri döndük, sabah fb liler polis eşliğinde Harbiye istikametinden tezahürat yaparak gelmeye çalıştı ve aynı şekilde ikinci kez kovaladık.
Geri çekilirken ekipler beni aldı, bende elimdeki malzemeyi ağaçların arasına fırlattım, beni ve Nenem Ağzı paketleyip harbiye Karakoluna götürdüler.
İçeri girdiğimizde 2 tane esmer vatandaş vardı, polisler onlara ağbi falan diyor. Onları nezaretten çıkarıp bizi attılar, nezaretin önünde bu 2 vatandaşın ifadesi alınıyor.
- Ağbi bankayı niye soydunuz.
*Paramız yoktu.
-Duvarı neyle kırdınız.
*Çekiç ve murçla kırdık.
-Çekici nerden aldınız.
*Nalburdan çaldık.
-Niye çaldınız.
*Paramız yok dedik ya.
Bizde bu mevzuyu gülerek dinliyoruz, vatandaşlar Kasımpaşa Pamukbank Şubesini soymuş fakat parayı yakalatmamışlar :)
Onları sevk ettikten sonra bize Karakol için arka bahçede odun kırdırdılar ve komple Karakolu paspaslattıktan sonra maç bitişinde serbest bıraktılar.
Maçın sonucunu da hatırlamıyorum.
--------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz19-04-2007, 14:11
1990 yılı Askerden yeni gelmişim, Mabet te fb maçı oynanacak, geceden tüm hazırlıklarımızı yapmışız fakat bu sefer sabahlama mekanımız Stadın önü, kalabalığız ve kendimizden de eminiz.
fb lilerin Açıkhava Tiyatrosu etrafında olduğunu duyduk, Cem, Cüce Ayhan, Marlo Erdal, Sarı kısaca ÇARŞI olarak bizler çaktırmadan stadın önünden ayrılıp Gümüşsuyu istikametine koşar adımlarla çıktık.
Bazı arkadaşlar yanlarına çoğu zaman emanet almaz kavga sırasında emanetleri atıp kaçanların emanetlerini alırdı. Bende de emanet yoktu, Mete Kavşağında soluk soluğa kalarak kavgaya başladık, taşlar molotoflar yağmaya başladı, Sarı solda biraz arkada, yanında ve biraz önde Cem, yanında ben, sağ tarafta Marlo sıralanmışız. Emaneti kullanamayan bir çocuk öylece yanımda duruyor, emaneti istedim vermedi o esnada emaneti yere atarak kaçtı, bende yere eğilip emaneti almaya çalışınca kafama taş yedim ve bir anda fb lilerin arasında kaldım, geri baktığımda bizimkilerin çekildiğini farkettim fakat iş işten geçti tabii.....
Sonuç, stratejik hata stadın önündeki arkadaşlar ile birlikte fb lileri uçurabilmek varken yokuş yukarı koşarak kavgaya girdik ve ben 22 emanet yarası ile Şişli Etfaldeyim.
Etfale gidişimde ilginç, bir Polis beni ayağa kaldırdı ve şoför arkadaşına arka kapıyı açmasını söyledi, oda "arabam kan olur" diyerek bastı gaza başka bir ekip otosu geldi ve oda aynı şeyi söyledi, beni ayağa kaldıran Polis elindeki gazeteyi göstererek "bunu serelim, birşey olmaz genç çok kan kaybediyor" dedi ve bu şekilde Şişli Etfale yetiştik.
Ameliyat olmam gerekiyor fakat kan kaybı çok olduğundan sadece lokal anastezi ile çalışıyorlar. 4-5 doktor biri kolumu dikiyor biri bacağımı biri böbreklerde diğeri kalbe bakıyor.
Ertesi sabah, yattığım yerden (Girişte solda ilk oda) kapıya bakıyorum Çolak Cüneyt ile Cüce Ayhan ve Deve Erol beni ziyarete gelmiş fakat ailemden çekindikleri için içeri giremiyorlar, işaretederek yanıma çağırdım ve maçın sonucunu sordum.
BEŞİKTAŞI'ımızın uğruna yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim.
Ve en önemlisi sorumlulukların hepsi bana aittir.
Bizler kanımızı ve canımızı, kimine göre bir hiç, bize göre de Şerefimiz için verdik.
Hiç kimsenin çekincesi olmasın, bu olayları bir daha yaşamak gerekirse İMTİNA ETMEYİZ........
Sıra Deplasman maceralarında......
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz19-04-2007, 16:33
yIlmaz abi maçın sonucunu merak ettim ben şimdi :)
BEŞİKTAŞ=3 fb=1
Federasyon Kupası maçıydı.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz20-04-2007, 08:51
Özer, ara sıra araya girerek hatırlatmalarda bulunuyor ve gerçekten de iyi yapıyor. Bazı olayları hatırlamakta zorlanıyorum hatta arkadaşlarımın isimleride buna dahil. Bu nedenle ismini unuttuğum tüm arkadaşlardan özür dilerim. (Unutmadan !!! Yara aldığım maçta, boğazıma döner salladılar eğildim saçım ile derimin bir bölümü benden ayrılmak zorunda kaldı.)
Eskişehir deplasmanına gideceğiz, Süleyman Seba nasıl olduysa taraftar için otobüs kaldırma kararı aldı.
Cepte beş kuruş yok sadece yüreğimizde BEŞİKTAŞ sevgisi var üstelik Ramazan ayındayız.
Açıklama yapmayayım bir şekilde yolda karnımızı doyurduk ve Eskişehir'e indik. İnci (Selim), Cüce Ayhan, Pembe Hasan hep beraber stadtan uzaklaşıp şehre girdik. Ara sokaklardan birinde bir pastahane bulup karnımızı doyurduk ve dolaşmaya devam ederken Es-Es ler birden karşımıza çıktı, 150-200 kişi varlar meğer onlarda stada gelip kavga yapacaklarmış. Onlarda şaşkın bizde tabii şaşırdık, bizim Es-Es avına çıktığımızı sanıyorlar. :) Biraz küfürleşme falan sonra konuşmalar ve derken düzgün bir şekilde kavga çıkarmadan ayrıldık.
Stadın yanında boş bir alan vardı, Semra ÖZAL helikopter ile maça gelmişti hepimiz nefretle bakıyoruz, onun BEŞİKTAŞ taraftarı olması zorumuza gidiyordu.
Neyseki maçı Ziya'nın golüyle kazandık ve geri dönüşümüz muhteşem oldu.
Bilecik'te mola verdik, yemek yiyicez bütün esnaf dükkanları kapatmış.
Açık bir dükkan bulduk ve içeri daldık, yemeğimizi yiyoruz, çıkışta para kasasında rahmetli CAVİT (KOKO) hesap alıyor. :) Cavit'i tanımayanlarda hiç itiraz etmeden para veriyor. Neyse; ayıp olur dedik ve aramızda topladığımız bir miktar parayı (:o) lokanta sahibine vererek İstanbul'a geri döndük.
yumurtakafa yılmaz27-04-2007, 21:27
Şeref Stadı otel olunca, Fulya antranman sahası olmuştu.
gs liler bizim Sarı Fırtına Metin'i ayartmaya çalışıyordu ve bizde gerçekten Metin'in ayrılmasını istemiyoruz.
Fulya'dayız, Ercü, Camgöz, Pembe, Çene, Cem, Cüce Ayhan, Deve Erol, Morgöz hep birlikte antraman sonunda futbolculara uyarıda bulunucaz.
Metin'in Doğan arabası var, Çene emaneti çıkarıp arabanın lastiğini deldi. Bizde "neden yaptın" diye sorduğumuzda, "bir yere gitmesin de bizi dinlesin" dedi. Neyse duştan çıkıp geldi, biz biraz kızgın şekilde sorguya çekiyoruz oda titrek cevap veriyor. "Görüştüm fakat gitmiycem" falan diyor. Derken Samet çıktıbiraz ilerde arabasına binerken aklı sıra bize fırça atıyor hemen tepkiyi koyduk oda arabaya binerek kaçmaya çalışıyor, yaklaşık 50 mt. koştuk tabii onun "motor" gücü var yakalayamadık.
Metin bir maçta sakatlanmış ve kafatasında çatlak meydana gelmişti ve gs onu almaktan vazgeçmişti, sevindik tabii Metin TEKİN BEŞİKTAŞ tarihine mal olmuş, yiğit bir BEŞİKTAŞ'lı olarak kalmıştı.
Özer'in daha evvel Metin AŞIK'ın (eski fb başkanı) Fulya açılışına gelişini yazmıştı, benimde ekleyecek bir notum var.
Metin AŞIK'ın etrafını sararak bir ufak uyarıda bulunduk. fb lilere para vererek emanet temin etmelerini sağlıyor onları paraya boğuyordu. Hemen elini cebine attı çek koçanını çıkarark "arkadaşlar ihtiyacınız varsa sizede çek keseyim" şaşırmıştık, "ne diyo lan bu" Cem kızarak çek koçanına malum bir adres gösterdi, (arka taraflarda)
Zincirlikuyu'da europort disko önünde fb'liler varmış gittik bekliyoruz, hiç kimse gelmedi. Sakallı bir denyo yanımızdan geçip taşlamada bulunuyor "haracımı almaya geldim" falan diyor. Biraz yukarda gürültü oluştu 3-5 kişi Sarı Murat'ı aklı sıra sıkıştırmaya çalışıyor. Maalesef sakallı ve arkadaşlarının yüzünde baloncuklar oluştu. :) Sakallı daha sonra gelip özür diledi. "ağbi gelmeden evvel haber verseydiniz giriş için bilet ayarlardık"
Cebinden Milli Piyango biletlerini çıkarmış hediye olarak bize veriyor. :)
Ne alakası varsa !!!
Daha sonra Çene o diskonun önünde birini yaraladı ve Askerden izne gelmiş olduğu halde mapus damlarıyla tanıştı.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz01-05-2007, 18:51
Çok uzaklara gitmek istemezdim fakat “Beşiktaş’ta yaşamak ile başka bir semtte yaşamak” arasındaki kendine has özellikleri anlatmak gerektiğinden, 1980 öncesi ve sonrasını yazmak durumundayım.
1970 yılında memleketten göç ederek, Abbasağa Mahallesinde eski ahşap bir eve taşınıp yerleştik. Babam, Beşiktaş Ihlamurkuyu Caddesinde bulunan, un fabrikasında çalışıyordu, o tarihlerde henüz 2-3 yaşlarında olduğumdan futbol ile ilgili herhangi bir bilgim yoktu sadece Beşiktaş’lı olduğumu biliyordum.
1973 yılında, Şair Nedim Caddesine taşındık. Şimdiki Maya Pastanesinin olduğu yer. Kıbrıs Barış Harekatını burada yaşamıştık ve ailece Bülent ECEVİT’çi (Karaoğlan) oluvermiştik.
1975-76 yılları arasında, Yenimahalle Bostan Üstüne taşındık. Bu taşınma, aynı zamanda hayata bakışın yeni yeni oluştuğu evrelerdi. Yakın akrabalarımızın hemen hepsi Beşiktaş’ta otururdu ve hepside koyu Beşiktaş’lıydı.
Okula başladıktan sonra Mabetteki goooollll sesleri bizi kendine çekiyor fakat cesaret edip gidemiyorduk. Selaltı Sokakta oturan Selim (İncibaba), Hasan (Pembe), Tuzbaba’dan Ayhan (Cüce), Mısırlıbahçe’den Ergin (Çene) birlikte birkaç kez Mabete gitme cesareti gösterdik, İstanbul’da sadece bir stad olduğundan Fenerin ve Cimbomun maçlarıda burada oynanıyordu. Ayhan (Eskiden Cimbomluydu) bazen bize takılmazdı fakat biz diğer takımların maçlarına da gidiyor, sandaviç, şapka, gazete ve strafor (Köpük) satıp para kazanıyorduk. O tarihlerde koltuk yoktu ve taraftarlar betona oturmak zorundaydı bu nedenle gazete ve köpükten bayağı para kazanıyorduk. Daha sonra semtin bütün çocukları, özellikle Beşiktaş maçlarını seyretmek amacıyla İnönü’ye gitmeye başladık. Hafta sonlarını iple çekiyor ve deplasman maçları hariç her maça gidiyorduk. Bazen de hafta içi, Şeref Stadına giderek Beşiktaş’ın antramanını izliyorduk.
Bizi heyecana boğan diğer unsur, Okuldayken (Ben Sinanpaşa İlkokulunda okuyordum) duyduğumuz silah sesleriydi, okul çıkışında buluşup sesin geldiği tarafa koşuyor merakımızı gideriyorduk.
Sağ sol çatışmaları hayatımızın bir parçası olmuştu, insanlar birbirini öldürüyor bize de oyun gibi geliyordu.
Babamla birlikte birkaç kez 1 Mayıs yürüyüşüne katılmıştık, yürüyüşün başladığı yer Beşiktaş olduğu için herkesin dikkati burada yoğunlaşıyordu, 1977 1 Mayıs katliamının olduğu süreçte, zarar görmememiz için bizi götürmemişlerdi.
ÇARŞI’nın tarihini yazanlar bu siyasi çalkantıları çocukluğunda yaşamış ve 12 Eylül’den sonra lümpen bir futbol sevdasıyla hareket etmiştir.
Ancak, bu lümpenlik İstanbul Metris Cezaevi firarı ile kısmen aşılarak, Devrimcilere saygı duyan bir isyan hareketine dönüşmüştür. Bazı arkadaşların gözaltılarda takındığı tavır ve cezaevlerindeki hal ve hareketleri herkes tarafından takdirle karşılanmış ve ÇARŞI onurunu buralarda da yaşatmışlardır. Tüm bu kendiliğindenci oluşumlar içinde gittikçe gelişerek bu gün, alanlarda ve stadlarda memleket meselelerine de sahip çıkarak kendisini geliştirmiş ve taraflı tarafsız herkesin sempatisini kazanmıştır.
Çarşı’nın siyasi görüşü yok diyenlere itham olunur
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz28-05-2007, 21:27
Nerede kalmıştık ???
Deplasman maceraları ve semt mücadeleleri...
trabzon deplasmanına gidilecekve ben yetişemediğimden isyanlardayım... Üstelik şampiyonluk maçı, neyse arkadaşlar aralarında para topluyor fakat para yetersiz, şoför kabul etmiyor tabii, bizimkiler dönüşte paranın ödeneceğine dair söz verip şoförü bir şekilde ikna ediyorlar. Adapazarı tarafında yola devam ederken birde bakıyorlar direksiyon şoförün elinde kalmış, araba kendiliğinden gidiyor. Adeta bir çizgi filmi andıran bu durumda, araba yavaş gittiği için kaza yapılmadan duruluyor ve zor bir şekilde tamirciye yanaşıyorlar. Tamirci işin uzun süreceiğini söyleyince bizimkiler şoförü dövüp geri geliyor. Arkadaşları BEŞİKTAŞ'ta görünce şaşkın bir şekilde seviniyoruz. Maçı hep beraber televizyonda seyrediyoruz, bizim kaleci Zafer hayatının maçını oynuyor ve adeta şampiyonluğu bize hediye ediyor... Teşekkürler ZAFER....
fb li olduğu varsayılan kasımpaşa gurubu emanetlerle bizimkilerin takıldığı kahveyi basmaya çalışıyor, sonuçta fb açısından hüsran tabii ki, fb liler kaçıyor bizimkiler kovalıyor, polisin biri silahını ateşliyor ve Cüce AYHAN kalçasından vuruluyor. Ayhan bu durumda dahi mevzuya devam ediyor ve daha sonra yürüyerek Şişli Etfal hastanesine gidiyor... Cüce AYHAN'ı kaybettiğimizde kurşun hala vücudundaydı, polis kurşunu olduğu bahanesi ile mermiyi çıkarmamışlardı. Ya da bize öyle ifade edildi. (Aradan 5 yıl geçtikten sonra AYHAN'ı kaybettik)
Oysa AYHAN hala aramızda ve hala en ön safta tüm solcu kişiliği ile bize umut taşıyor.
Her 1 MAYIS'ta Çene, Deve Erol, Morgöz, Şenol ve Ayhan ile birlikte alanlardayız...
İnanmıyorsanız 2008 1 MAYIS'ına gelin, görürsünüz...
yumurtakafa yılmaz15-08-2007, 19:00
tekrar selam dostlar.
yazılarımda dikkat ettiyseniz OPTİK ten pek bahsetmedim...
hatta bir çok arkadaş şaşı veysel ide tanımadığı için ondanda bahsetmedim.
işin aslı şaşı veysel in babasının semtte kirli işlere bulaşarak çocuğuna kötü alışkanlıkları aşılaması, veyselinde alışkanlıklarından ötürü bu kötülükleri başta OPTİK, CÜCE AYHAN ve diğer arkadaşlar bulaştırması hepimizi üzdü.
bu olayları öğrendikten sonra bir çok sefer arkadaşlarımızı tedavi amacıyla gözetim altına aldık fakat doğrusu başaramadık.
şaşı veysel ile babsı ceza aldı fakat bu arkadaşların alışkanlıklarında herhangi bir değişikliğe yol açmadı.
nitekim, şaşı veysel, babsı hacı, SONER ve CÜCE AYHAN hayatını kaybetti.
kendi aramızda bunun vicdani hesaplaşmasını tartışmaya başladık.
ve bir canımızı daha bu şekilde kaybedebileceğimizi biliyorduk ve kendimizi buna hazırlıyorduk. OPTİK ile ilgili bolu dan iyi haberler gelmeye başlayınca hepimiz bu mutluluğu kendi aramızda paylaşıymaya başladık. taa ki tahliye olup aramıza katılana kadar. daha ne olduğunun farkına varmadan bir canımızı kaybetmiştik.
oysa hazır değilmişiz...
peki bize kim yemek ısmarlayacak...
ankara ya deplasmana gideceğiz, mola verildi herkes yemek yiyor, ücret isteyen garsona herkes OPTK i gösteriyor. OPTİK ise kafası güzel, ayılmak için kendisine cacık söylemiş, cacığın içinde yüzüyor. arabalara bindik, OPTİK araçta yok baktık garsonlar OPTİK' silkeliyor. indik aşağı ne oluyor dedik. OPTİK- cacık otuz bin lira benden dört milyon istiyor i...ler.. şuraya bak yaaa... dedi. bizde gerekeni yaptık ve OPTİK i alarak yolumuza devam ettik.
"OPTİK BAŞKAN BİZE YEMEK ISMARLASANA" esprisi de burada başladı.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz16-08-2007, 19:59
maziyi anmak bizi çoğu zaman mutlu kılar. (yiğitliklerle dolu)
fakat bize acı veren bazı olayları da yad etmeden geçemeyiz.
mevzuları anlatırken, hep başarılardan bahsetmek bizim gerçekliğimize uymaz.
benim vurulmamdan sonra ercü (eski ÇARŞI lı) - olabilir kardeşim noolmuş, bir yılmaz gider bin yılmaz gelir, kavga devam eder demiş ve açıkçası pek umursamamıştı. akabinde Cumhurbaşkanlığı Kupası için ankara ya fb maçına gidildi ve bir gözünü kaybetti. üzücü tabii ki, sonrasında ercü de bizi terk etti.
aslına bakarsanız, bende 1-2 sene ara vermek zorunda kaldım fakat BEŞİKTAŞ aşkı her şeyden üstün geldi.
bu yolda düşenler oldu.
vurulup ölenler oldu.
evlendim ilk işim eşimi maça getirmek oldu;
çocuğum oldu ilk iş olarak onu maça getirdim.
geçmişten geleceğe, onurlu bir duruş için adınıda ONUR koyduk.
diğer çocuğum (kız) ağbisinden yav... fb. marşını duymuş dilinden düşürmüyor. (henüz 4 yaşında) ağbiside -ayıp sen kızsın söyleme, diyor.
ÇARŞI daki isyan anlayışının nasıl geliştiğini daha evvel kısmen kendi çocukluğumu anlatarak ifade etmiştim.
bu konu hakkında OPTİK ile bir şeyleri anlatmadan geçemiycem.
OPTİK in ailesi muhafazakar bir aile idi dolayısı ile OPTİK de bundan etkilenmiş bir arkadaş idi... zamanla, toplumsal duyarlılıklar ön plana çıkmış ve 89 Bahar Eylemlerinde (sınıf eylemleri) zirveye çıkmıştı.
OPTİK in İ.Ü. üniversite hayatına başlamasıyla hayata bakışında tamamen farklı çizgi oluşmuştu.
İ.Ü. sol anlayışın kalesi olmasına karşın, azınlıkta olan bazı kişiler Ülkemizi kurtarmak adına satırlarla sol görüşlü öğrencilere saldırıyordu. OPTİK ve arkadaşları satırlı birini yakalamış ve kolluk kuvvetlerine teslim etmiş fakat OPTİK ler ceza almıştı. (yakaladıkları şahıs zivil poliz çıkmış)
kendisi ile zaman zaman ülke sorunları konusunda tartışır ve neyin nasıl olması gerektiği konusunda net sonuçlara varırdık. bu tartışmalarda hemen hemen hepimiz aynı düşünceyi paylaşırdık. çok sesli bir ortamda tek bir yürek olmayı bu tartışmalarda geliştirdik.
o dönemlerde de güncel olayları takip ederdik. ancak güncel olayların hayatımızı ve dostluklarımızı zedelemesi ya da etkilemesi mümkün değildi.
oysa şimdi; bütün gençler hayatını ve görüşünü basit bir şekilde dizilere ve medyatik popüler kültüre endekslemiş durumda...
para, bir araç olamktan çıkmış ve amaç haline dönüşmüş...
biz dostluklarımız maddi değil maneviyat üzerine kurduk.
ve öyle sade kalacak...
Özer Özçetin19-08-2007, 12:44
Bugün sizlere çok çnemli bir nostalji yapacağım,Beşiktaş tribününün Kadıköydeki kahramanlıkları meşhırdur,tesislerin basılması başta olmak üzere bir çok mevzu,ama bir tanesi var ki hep yanlış anlatılır aksine tarihi bilmeyen fenerlilerce övünç vesilesi olarak yansıtılır.
Bir çok siteye giriyorum buna ortak taraftar siteleri de dahil,özellikle gözüme çarpan bir şey,Beşiktaş taraftarı kahraman ama biz de onlara karakol mevzuunu yaşattık karakola sığındılar diye hatta o konuda besteleri bile var.Olayın gerçeği ise şöyledir.
fener ile bizim tribün arasında devamlı gel git yapan bir çocuk vardı[ki gs ile kadıköyde oynadığımız maçta yara almıştı,ben onu kanlarını silerken o zamanki Bulvar da fotomuz çıkmıştı]karakolun karşısında köprünün üzerinde duran 5-6 kişilik Beşiktaş grubuna yaklaşıyor selam kelam derken,o dönemde tribünde yetkili olan arkadaşımız bunu tokatlayıp bir daha yanımıza gelme diyor,o da gidiyor 200 kişiden daha fazla olan bir fenerli grubunu toplayıp getiriyor,bizimkiler karakolun önündeki yangın tertibatında olan kazma kürek yangın tüpleriyle daha fenerliler yaklaşmadan hücuma geçiyor sayıca 200 den fazla olan grup yara alarak çil yavrusu gibi dağılıyor,bu arada güvenlik güçleri ön grubun arkasında kalan 2-3 arkadaşı içeri alıyor,daha sonra diğerlerini de fenerlilerin tarafından gelen güvenlik güçleri karakol tarafına sürüklüyor.Toplam 7 kişi içeri alınıyor mAÇ bitim satine kadr karakolda kalıyor,Bizimkiler içerdeyken fenerliler karakol önüne gelip slogan atıyor.Bir saat önce 3 kişi tarafından çil yavrusu gibi dağıtılan 200-300 kişlilk fenerli topluluğu iki grup güvenlik gücü tarafından içeri alınan 7 kişinin eli kolu bağlanınca karakol önüne ancak gelebiliyor.
Bu satırları ortak sitelere taşıyın,gerçekleri herkes öğrensin.
Omer Kalaycıoglu25-08-2007, 13:30
yaa hangi sene unuttum ama bağlarbaşında sabahlamıştık bir fb macında iett garajında yaklaşık 2bin kişi sabaha karşı yola cıktık bağlarbaşından kadıköye kadar ölmeye ölmeye geldik fener an..........geldikdiyee haydarbaşa köprüsü üzerinde yolumuzu kezmişti emniyet kadıköye sokmamak için. sonuc = yürüyerek stada ulaştık ilk gördüğümüz fenerlileri öğlen önlerinde polisle gelirken görmüştüm.ne acı dimi kendi stadına önünde polisle geliyorsun. birde eskiden kapalı yarı yarıyayken sözde yani cünki hep biz alıyorduk bunu anlattığınız fenerli arkadaşlar inanmazsa onlara kemal sunalın şaban gol kralı filmini izlettirin o sahneler bir fb macı öncesi cekildi kapalıya iyi baksınlar bir tane fbli varmı. burdaki abilerimden özür diliyerek nacizana bir katkı yapayım dedim nede olsa yaş 35 oldu. bağlarbaşılı ömer
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz08-09-2007, 18:43
buralarda yazı yazarken bir kaç tane bizi üzen olay gerçekleşti. biz istesekte istemesekte ama tahmin ederek ama uzak durmaya çalışarak şahsımıza yapılanları da sineye çektik.
tasfiye edilen d--- y----z lakaplı bir arkadaşımız var, vardı.
insiyatif kullanmaya çalışan medyatik ve geveze olduğu kadar bize uzak.
genç arkadaşlara misyon yükleyerek, olduğundan farklı mizansenler yaratmaya çalıştı.
Grup Yorum'un konserinde forma hediye etmeye kadar.
Çene ve ben bu arkadaşı çözdük ve diğer arkadaşları da bu konuda uyardık ama biraz geç kaldık desem yeridir.
bizim sayemizde kendisine kariyer yapmayan çalışan bu arkadaşa 2003-2004 sezonunda yol verdik.
bütün bunları anlatma gereğini duymamın sebebi, dost seçerken dikkatli olmaya çağrı niteliğindedir.
BEŞİKTAŞ-istanbulspor maçında 1-1 berabere kaldık ve hiç yoktan bu genç arkadaşlar Asya Kartalları ile kapıştı...
önlerine geçtim fakat nafile, Ali arkadaş ayağından yaralandı...
olayı bizzat gören biri olarak yüzüm kızardı...Asabi Sedat'ı tanıyordum, Ali arkadaş'ta BEŞİKTAŞ ve ÇARŞI uğruna bir çok defa hayatını ortaya koyan arkadaşlarımızdı...
ancak; d---- y----- dahil yeni arkadaşlar bu canlarımızı tanımadığı için, maalesef kan akıtıyordu.
Tüm semtlerdeki arkadaşlarımıza çağrımdır...
hiç kimse, kimseye misyon biçmesin.
akılsız dostum olacağına, akıllı düşmanım olsun.
biz buradayız...
en yakın zamanda BEŞİKTAŞ'tayım.
--------------------------------------------------------------------------------
yumurtakafa yılmaz08-09-2007, 19:39
[QUOTE=Özer Özçetin;34532]Bugün sizlere çok çnemli bir nostalji yapacağım,Beşiktaş tribününün Kadıköydeki kahramanlıkları meşhırdur,tesislerin basılması başta olmak üzere bir çok mevzu,ama bir tanesi var ki hep yanlış anlatılır aksine tarihi bilmeyen fenerlilerce övünç vesilesi olarak yansıtılır.
Bir çok siteye giriyorum buna ortak taraftar siteleri de dahil,özellikle gözüme çarpan bir şey,Beşiktaş taraftarı kahraman ama biz de onlara karakol mevzuunu yaşattık karakola sığındılar diye hatta o konuda besteleri bile var.Olayın gerçeği ise şöyledir.
fener ile bizim tribün arasında devamlı gel git yapan bir çocuk vardı[ki gs ile kadıköyde oynadığımız maçta yara almıştı,ben onu kanlarını silerken o zamanki Bulvar da fotomuz çıkmıştı]karakolun karşısında köprünün üzerinde duran 5-6 kişilik Beşiktaş grubuna yaklaşıyor selam kelam derken,o dönemde tribünde yetkili olan arkadaşımız bunu tokatlayıp bir daha yanımıza gelme diyor,o da gidiyor 200 kişiden daha fazla olan bir fenerli grubunu toplayıp getiriyor,bizimkiler karakolun önündeki yangın tertibatında olan kazma kürek yangın tüpleriyle daha fenerliler yaklaşmadan hücuma geçiyor sayıca 200 den fazla olan grup yara alarak çil yavrusu gibi dağılıyor,bu arada güvenlik güçleri ön grubun arkasında kalan 2-3 arkadaşı içeri alıyor,daha sonra diğerlerini de fenerlilerin tarafından gelen güvenlik güçleri karakol tarafına sürüklüyor.Toplam 7 kişi içeri alınıyor mAÇ bitim satine kadr karakolda kalıyor,Bizimkiler içerdeyken fenerliler karakol önüne gelip slogan atıyor.Bir saat önce 3 kişi tarafından çil yavrusu gibi dağıtılan 200-300 kişlilk fenerli topluluğu iki grup güvenlik gücü tarafından içeri alınan 7 kişinin eli kolu bağlanınca karakol önüne ancak gelebiliyor.
Bu satırları ortak sitelere taşıyın,gerçekleri herkes öğrensin.
(özür dilerim bu mevzuyu, ben karıştırmş olsamda)
MEVZU DAĞILMASIN, TESİSLERİN BASILDIĞI SÜREÇ
BU MAÇIN ERTESİNDE SÖYLENEN TEZAHÜRAT.
1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 NAKAVT
bu mevzuda maalesef ben yoktum.
--------------------------------------------------------------------------------
Özer Özçetin09-09-2007, 18:35
Beşiktaş tarihini yeniden yazmaya gerek yok,ortada şanlı şerefli bir mazi var,gelecek günleri yeniden eskiye bakarak inşa etmek hepimizin asli görevidir,Beşiktaşın efsane Kapalısında harca el atan herkesin ,bir tuğla koyanın yeniden yapılanmada hakkı ve sözü vardır olmalıdır.Ayrıca G.YORUMA forma veren sadece D.Y. değildir,bunu bilmekte yarar var.Birde tribünden gidişi sadece o kadar bir cümleyle açıklanacak kadar basit değildir.
Biz bu saatten sonra eski defterleri yeniden açarsak barışı dostluğu nasıl inşa edeceğiz.
Eskileri yüreğimize taş basarak kötü yönleriyel unutacağız,iyi yönleriyle dört elle sarılıp güzellikleri yeniden kuracağız.